İnsan bu, her şeyi unutur ve yeniden başlar her şeye. Gaflet mi, rahmet mi unutmak?.. Geriye ne kendisi kalır, ne de sahip oldukları...
Facebook üzerinden yazmaya devam ediyordum. Burayı çok ihmal ettim, çok... İnşallah burada yazmaya devam edeceğim. Tek sorunum var: Henüz yedekleme yapmadım... Facebook yazılarımı da buraya aktarmalıyım.
Zaman dar, kısıtlı... Ömür dediğinse bir rüya... Geride kalan yazdıklarındır. Mahlasla yazmayı da bırakmam lazım...
Çok hamdım, Allah kavrulmamı diledi ve yandım cehennemlerde. Rabbim, acizim ve isyan etmek istemiyorum. Beni bela ile imtihan etme, zira çok acizim. Güzellikle imtihan et ve başarılı kıl lütfen... Ve yaşadıklarımı yazıya dökmem için bana fikir ve güç ver Rabbim... Yazmak ne hoş bir meşgale...
Öğle yemeğinden geldim ve başım çok ağrıyor. Allah aşkına, eski baş ağrılarım mı nüksediyor? Yazık... İmtihan içinde imtihan ve başarısız bir talebe... Rabbim, talip olmadım bu yüke. Zira ben zayıfım ve nefsim beni ezer.
Kariyer her şey değil, ama sevdiğin işi yapmak çok şey... Sürükleniyorum farklı mecralara. Dur be kaderim, biraz da benim fikrimi sor! Denetimden şube pazarlamaya sürüklenmek garip bir his... Naçar... Yoruldum artık şehir şehir dolaşmaktan ve otel odalarında çıldırmaktan. Bankacılığın çıkmazı belli: Pazarlama yapmazsan, yollar kapalı işte! Ya da pılını pırtını toplayıp ayrılacaksın bankacılıktan.
Oğlum, babanın kafası çok dolu ve karışık. Senin hürmetine, Rabbim gönlümden geçenleri nasip etsin inşallah...
Uykusuzluk, baş ağrısı, can sıkıntısı ve kalpte bir bunaltı... Bugün iyi değilim. Haykırsam... Çözüm olmaz ki... Uyumak, uyumak ve belki de hiç uyanmadan uyumak...
Kahve geldi. Acı, şekersiz ve tatsız... Hayat acı mı peki? Aslında değil... İsteklerimiz sınırsız ve insan arsız. Orada ölüm beni bekliyor ve dünya hayatı boş bir eğlence, ama manevi hayatıma hiç dikkat etmiyorum her ne hikmetse! "Bile bile lades" bu değil midir? İnsanız ve gönül ister çoğu şeyi. Az biraz Rabbimizi hatırlasak ve hayatımıza denge kazandırsak... Heyhat...
Yirmi Şubat sabahı... Yolculuk var yine. Bilet aldım. Dolaş dolaş, nereye kadar? Bir faydası da yok. Aldığım harcırah var ya, birçok insanın bir gecede gözünü kırpmadan harcayacağı kadar... Tek kârım: Yorgunluk... Denetimmiş, şubenin çok mu umurunda sanki? Şube kâr sağlıyorsa, gerisi boş... Ve bankacılıkta otomasyon çok fazla ve insanların bir hükmü yok gibi. Kendini anlı şanlı bir Maliye Müfettişi gibi hisseden arkadaşları görünce...
Maliye Müfettişi dedim ya, Vergi Müfettişi olmak hayalimdi, ama şu garibanlık var ya... Kimsesizim ve delicesine mücadele ediyorum. Hangi mülakatta, hangi referansı kullanacağım ki... Dün Çukurova Kalkınma Ajansı hakkında konuşuyorduk. Şartlarından bahsettim. Duyan birisi hemen telefona sarıldı ve nüfuz sahibi babasını aradı. Neymiş, kalkınma ajansı için tanıdıkları çokmuş... Dün laikler kadrolaştı, bugün Siyasal İslamcılar... Bense derinden derine haykırıyorum, ama ne duyan var ne de dinleyen. Boğuluyorum Allah'ım! Bu garibanlık boğuyor beni. Sürekli hayallerim ve umutlarım... Hiçbiri gerçek olmadıktan sonra, hayal kurmak -en basit anlatımla- safça ve hatta aptalca! Doğuştan yaftalamışım işte! Umut denizinde aptalca kulaç atmak mı azim, erdem ve haysiyet? Baba, sen bilinmez bir yere gittikten sonra çok gariban kaldım, çok... Halbuki sen ne çok kişinin yüzünü güldürmüştün! Dün sana gelenler var ya, çoğu muktedir... Ama bense tek başıma mücadeledeyim heyhat... Artık durulmak ve hayallerimin gerçek olduğunu görmek istiyorum.
Umutsuz değilim, haksızlıklara isyan ediyorum ve çözüm istiyorum. Affedersiniz, ama köşe başlarında yığınla it ve çevrelerinde bir sürü şakşakçı dalkavuklar... Allah'ım, aklıma ve kalbime sen sahip çık. Allah demez mi peki kendisi için hiçbir şey yapmadığımı? Ama olsun, sultana sultanlık ve gedaya da gedalık yaraşır.
Düttürü dünya... Yirmi bir Şubat sabahı... Acı kahve içtim. Keyif değil, uykusuzluğu bastırma. Kanatlanalı çok olmuş ve her an nihayete erebilir, ama uzayda boşlukta uçar gibi... Yani gören de yok, soran da... Kozanın her zerresinde emek, sabır, hayret, hicran be fedakarlık... Heyhat, kozadan çıkalı çok olmuş, ama kime ne? Öte yandan, tıfıl bir tırtıl acemice koza örmeye heveslenir. Tören alayı eksik sadece... Ve öfkelensen ve haykırsan, kim duyacak ve dönüp bakacak? Gitsen de hiçbir şey fark etmeyecek! Yağma sofrasında zevkten dört köşe olanlar, şu Cuma sabahı her türlü bedduayı hak ediyorsunuz aslında!
Cuma gecesi... Uyanığım. YDS çalışmaya çalışıyorum. Uykusuzum aslında. Uykumu ne zaman aldım ki ben? Sürekli uykusuzluk... Şöyle bir yatsam, yün yorgana sarılsam ve dalana kadar kısık sesle şarkılar... Mesela Erol Evgin, Tanju Okan veya Yıldırım Gürses... Sonra dalsam hissizce ve rüya bile görmesem... Asgari on saat uyusam, olmaz mı? Bu yazıyı bitirmek istiyorum. Vaktim çok az... Vesselam.
Bankacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bankacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Şubat 2014
10 Ekim 2010
MUHTELİF DUVAR YAZILARI
- 29 Ekim 1995... Kayseri Talas Lisesi'nin öğrencileri yürüyüşteydi. İkinici sıradaydım. Sıra mı? Boy sırası... Hava güneşliydi. Ah ki ne ah!.. Aradan 15 yıl geçmiş. Bugünümden çok memnunum, ama ilk gençlik yıllarımı da çok özlüyorum. Aslında yaşlanmak istemiyorum...
- Yarın Cumhuriyet Bayramı... İyisiyle ve kötüsüyle bu ülke, bu devlet ve bu yönetim şekli bizim. Şikayet edip durmanın, Devlet-i Ali Osmanlı hayaliyle yanmanın pek bir faydası yok. Ülkemizi kalkındırmak, insanımızın yüzünü güldürmek ve demokrasimizi ilerletmek zorundayız. Cumhuriyet de, Devlet-i Ali gibi, bizimdir. Mustafa Kemal Atatürk de bize aittir. İnanalım, çalışalım ve ülkemizi düze çıkartalım.
- İş hayatı ve özellikle özel sektör çok yıpratıcı... Üniversitedeyken, sorarlardı ve ben de derdim: "Özel sektör ve denetim tecihimdir. Kamu kuruluşlarında insan rehavete alışır." Ne cesaretse bu! Çok şükür iyi bir işim var, ama bankacılık-denetim zor bir iş. Bankada değil de Maliye Bakanlığı'nda denetim elemanı olsaydım. Mesela gelirler kontrolörü, hesap uzmanı veya vergi denetçisi... Özel sektör zor, yıpratıcı ve yorucu... Bankacılık 1970'li yıllarda cazipmiş. Günümüzün bankacılığı mı? Yıpratıcı, yorucu ve yaşlandırıcı. Şikayet değil, ama devlet memurlarının, maaşlarına itiraz etmelerine çok kızıyorum. Özel sektör çalışanlarının canı çıkıyor ve çoğunluğu, devlet memurlarından daha az maaş alıyor. Özel sektörde çalışanların tamamına Allah sabır versin.
- Saat 01:16'da aniden uyandım. Tekrar uyumayı denedim, ama olmadı. Kalktım, yüzümü yıkadım ve kahve suyu koydum. Masam pencerenin kenarında ve perde biraz açık. Çobanyıldızı'na gözüm çarpıyor. Evlerin ışıkları hep kapalı. Mutluyum, ama düzensizim. Hayatımı bütünüyle düzene koymak istiyorum. Buruk kahve, Mustafa ve hayaller...
- "Ya seferdir ya tahammül anla aşkın çaresi" demiş şair. Diğer konularda nasıl davranacağız? "Sefer-Tahammül" dengesini çok iyi ayarlamak gerek. Sefer, ama ne zaman... Tahammül, ama ne kadar... Neye, kim için, neden ve ne kadar tahammül... Sürekli denge arayışı ve her dengenin içinde milyon tane denge... Ne için? Muvakkat dünya hayatı ve ayağımın altına aldığım sefil zevkler için... Şu dünyaya öylesine tapıyoruz ki ne haysiyet, ne inanç, ne cesaret yok...
- Sorgulamadan kabullenmek bana göre değil... Her şeyi sorguluyorum ve mutlaka mantık arıyorum. Evet, her şeyi sorguluyorum. Yaratılışı bile sorguladım ve Rabbime tekrardan iman ettim.
- Her kıştan sonra mutlaka bahar geliyor, ama insan sabırsız. Baharı hemen bekliyoruz ve sonsuzlukta doğacak bahar güneşi için sabredemiyoruz. Bahane değil, sadece acizliğin itirafı... Büyük kulların imtihanı da büyük olur, ama nice küçük kullar en ufak sıkıntıda tökezler. Aciz olduğumuzu kabul ediyoruz ve imtihanımızın da acziyetimize uygun olmasını diliyoruz.
- Tik tak tik tak... Pazar gecelerini oldu bitti sevmem:( Çocukken, evimizde kurmalı çalar saat vardı. Pazar geceleri erken yatırılırdım, çünkü ertesi gün okul vardı. Hemen uyuyamazdım ve kurmalı çalar saatin "tik tak" seslerine anlamlar yüklemeye çalışırdım...
- Değişim şart, ama değişimi destekleyen irade her şeyden daha fazla önemli...
- Gelecek tatil planım: Büyükada, bir hafta, sonbahar, yağmurlardan önce, sakin bir otel, Hatırla Sevgili dizisini hatırlamak, bol yürüyüş, sahil turu, deniz manzaralı yemek keyfi ve akşama doğru bergamotlu çay...

- İnanıyorum ki sağanak rahmetin altında tatlı tatlı ıslanacağım...
- Saat 21 civarı eve geldim, bir saat kadar oturma odasında oturdum, iki fincan bergamotlu çay içtim, şimdi odamda pencerenin kenarındayım, perde hafif açık, yağmur tatlı tatlı yağıyor, bir fincan ada çayı masamda, TRT FM'de güzel şarkılar... Rabbim, insan olduğum için ve sana inandığım için çok mutluyum. Rabbim, sen kullarını ne olur sev ve korktuklarından emin kıl...
- Sol düşünceli değilim, Sağ görüşlü bir insanım, ama Kılıçdaroğlu'nun söylemlerini olumlu buluyorum. Sağ ve Sol birbirini anlamayı başarabilmelidir. CHP'nin militarist ve aşırı laik unsurları tarafından ayağı kaydırılmazsa, Kılıçdaroğlu'nun toplumsal uzlaşıya katkı sağlayabileceğine inanıyorum.
- "Kafama gökten taş düştü, başımı kaldırdım ve isyan ettim. Sonra bir baktım ki taş değil kocaman elmas... Sonrasında ise hemen şükrettim..."... İnsan böyle işte... Nimete boğulunca unutur, zorda kalınca yalvarır ve zorluktan kurtulunca, nimet sahibini yine unutur...
- İnsan olarak doğduğumuz için ne kadar şükretsek azdır... İnsan değil de bir solucan olsaydık?..
- Mevsimlerden sonbahar ya... "Sonbahar Rüzgarları" şarkısı ne güzel bir klasiktir. Allah kimseyi sonbaharın kasvetine bürümesin... Mutlu olabilmek için çok neden var, ama insan bazen doyumsuz, kör, katı, kırıcı...
- Öfkem şerefimden ve suskunluğumsa asaletimdendir...
- Yassıada'yı unutmadık ve asla unutmayacağız!.. Bu ülkede her zaman demokrasi hakim olacaktır!.. Türk Silahlı Kuvvetleri canımızdır, ama cuntacılar ve cuntacıların sivil dalkavukları nefretimizdir!..
- Sahura kadar bende yine uyku yok... Adaçayı ve kahve... "Hatırla Sevgili" dizisini DVD'lerden seyrediyorum. Ama içim biraz huzursuz; çünkü bugün hiç kitap okumadım. Bu sıralar çok kitap okumuyorum ve bu beni müthiş huzursuz yapıyor. Ramazan ayının bitmesini istiyorum; çünkü güne kahveyle başlamadığımda müthiş öfkeli oluyorum...
- Darbeci Cemal Gürsel, Cemal Madanoğlu, Kenan Evren ve diğerleri... "SAĞ" veya "SOL" görüşlü birçok cana haksız yere kıydınız. Sizi toprak bile kabul etmesin!..
- Üstat Peyami SAFA’nın “MAHŞER” adlı dev eserinin her satırında sanki benden izler var…
- Ayaklar baş olursa kıyamet kopar... Her yerde birkaç tane baş ve sürüyle ayak... Küçümseme değil, çabalayanı yüceltme...
- Hayvani yaratıkların dini, ırkı ve siyasi düşüncesi hiç önemli değil... Ateist veya inançlı, Türk veya Kürt, sağcı veya solcu... Farklı türden çok hayvan görüyorum ve hepsi de farklı kimliklere sahip...
- Umarım ki sadece "ay"lar kaldı!..
- 11 N, 23 K... Yeni tür 5 N, 1 K...
- Yarın Cumhuriyet Bayramı... İyisiyle ve kötüsüyle bu ülke, bu devlet ve bu yönetim şekli bizim. Şikayet edip durmanın, Devlet-i Ali Osmanlı hayaliyle yanmanın pek bir faydası yok. Ülkemizi kalkındırmak, insanımızın yüzünü güldürmek ve demokrasimizi ilerletmek zorundayız. Cumhuriyet de, Devlet-i Ali gibi, bizimdir. Mustafa Kemal Atatürk de bize aittir. İnanalım, çalışalım ve ülkemizi düze çıkartalım.
- İş hayatı ve özellikle özel sektör çok yıpratıcı... Üniversitedeyken, sorarlardı ve ben de derdim: "Özel sektör ve denetim tecihimdir. Kamu kuruluşlarında insan rehavete alışır." Ne cesaretse bu! Çok şükür iyi bir işim var, ama bankacılık-denetim zor bir iş. Bankada değil de Maliye Bakanlığı'nda denetim elemanı olsaydım. Mesela gelirler kontrolörü, hesap uzmanı veya vergi denetçisi... Özel sektör zor, yıpratıcı ve yorucu... Bankacılık 1970'li yıllarda cazipmiş. Günümüzün bankacılığı mı? Yıpratıcı, yorucu ve yaşlandırıcı. Şikayet değil, ama devlet memurlarının, maaşlarına itiraz etmelerine çok kızıyorum. Özel sektör çalışanlarının canı çıkıyor ve çoğunluğu, devlet memurlarından daha az maaş alıyor. Özel sektörde çalışanların tamamına Allah sabır versin.
- Saat 01:16'da aniden uyandım. Tekrar uyumayı denedim, ama olmadı. Kalktım, yüzümü yıkadım ve kahve suyu koydum. Masam pencerenin kenarında ve perde biraz açık. Çobanyıldızı'na gözüm çarpıyor. Evlerin ışıkları hep kapalı. Mutluyum, ama düzensizim. Hayatımı bütünüyle düzene koymak istiyorum. Buruk kahve, Mustafa ve hayaller...
- "Ya seferdir ya tahammül anla aşkın çaresi" demiş şair. Diğer konularda nasıl davranacağız? "Sefer-Tahammül" dengesini çok iyi ayarlamak gerek. Sefer, ama ne zaman... Tahammül, ama ne kadar... Neye, kim için, neden ve ne kadar tahammül... Sürekli denge arayışı ve her dengenin içinde milyon tane denge... Ne için? Muvakkat dünya hayatı ve ayağımın altına aldığım sefil zevkler için... Şu dünyaya öylesine tapıyoruz ki ne haysiyet, ne inanç, ne cesaret yok...
- Sorgulamadan kabullenmek bana göre değil... Her şeyi sorguluyorum ve mutlaka mantık arıyorum. Evet, her şeyi sorguluyorum. Yaratılışı bile sorguladım ve Rabbime tekrardan iman ettim.
- Her kıştan sonra mutlaka bahar geliyor, ama insan sabırsız. Baharı hemen bekliyoruz ve sonsuzlukta doğacak bahar güneşi için sabredemiyoruz. Bahane değil, sadece acizliğin itirafı... Büyük kulların imtihanı da büyük olur, ama nice küçük kullar en ufak sıkıntıda tökezler. Aciz olduğumuzu kabul ediyoruz ve imtihanımızın da acziyetimize uygun olmasını diliyoruz.
- Tik tak tik tak... Pazar gecelerini oldu bitti sevmem:( Çocukken, evimizde kurmalı çalar saat vardı. Pazar geceleri erken yatırılırdım, çünkü ertesi gün okul vardı. Hemen uyuyamazdım ve kurmalı çalar saatin "tik tak" seslerine anlamlar yüklemeye çalışırdım...
- Değişim şart, ama değişimi destekleyen irade her şeyden daha fazla önemli...
- Gelecek tatil planım: Büyükada, bir hafta, sonbahar, yağmurlardan önce, sakin bir otel, Hatırla Sevgili dizisini hatırlamak, bol yürüyüş, sahil turu, deniz manzaralı yemek keyfi ve akşama doğru bergamotlu çay...

- İnanıyorum ki sağanak rahmetin altında tatlı tatlı ıslanacağım...
- Saat 21 civarı eve geldim, bir saat kadar oturma odasında oturdum, iki fincan bergamotlu çay içtim, şimdi odamda pencerenin kenarındayım, perde hafif açık, yağmur tatlı tatlı yağıyor, bir fincan ada çayı masamda, TRT FM'de güzel şarkılar... Rabbim, insan olduğum için ve sana inandığım için çok mutluyum. Rabbim, sen kullarını ne olur sev ve korktuklarından emin kıl...
- Sol düşünceli değilim, Sağ görüşlü bir insanım, ama Kılıçdaroğlu'nun söylemlerini olumlu buluyorum. Sağ ve Sol birbirini anlamayı başarabilmelidir. CHP'nin militarist ve aşırı laik unsurları tarafından ayağı kaydırılmazsa, Kılıçdaroğlu'nun toplumsal uzlaşıya katkı sağlayabileceğine inanıyorum.
- "Kafama gökten taş düştü, başımı kaldırdım ve isyan ettim. Sonra bir baktım ki taş değil kocaman elmas... Sonrasında ise hemen şükrettim..."... İnsan böyle işte... Nimete boğulunca unutur, zorda kalınca yalvarır ve zorluktan kurtulunca, nimet sahibini yine unutur...
- İnsan olarak doğduğumuz için ne kadar şükretsek azdır... İnsan değil de bir solucan olsaydık?..
- Mevsimlerden sonbahar ya... "Sonbahar Rüzgarları" şarkısı ne güzel bir klasiktir. Allah kimseyi sonbaharın kasvetine bürümesin... Mutlu olabilmek için çok neden var, ama insan bazen doyumsuz, kör, katı, kırıcı...
- Öfkem şerefimden ve suskunluğumsa asaletimdendir...
- Yassıada'yı unutmadık ve asla unutmayacağız!.. Bu ülkede her zaman demokrasi hakim olacaktır!.. Türk Silahlı Kuvvetleri canımızdır, ama cuntacılar ve cuntacıların sivil dalkavukları nefretimizdir!..
- Sahura kadar bende yine uyku yok... Adaçayı ve kahve... "Hatırla Sevgili" dizisini DVD'lerden seyrediyorum. Ama içim biraz huzursuz; çünkü bugün hiç kitap okumadım. Bu sıralar çok kitap okumuyorum ve bu beni müthiş huzursuz yapıyor. Ramazan ayının bitmesini istiyorum; çünkü güne kahveyle başlamadığımda müthiş öfkeli oluyorum...
- Darbeci Cemal Gürsel, Cemal Madanoğlu, Kenan Evren ve diğerleri... "SAĞ" veya "SOL" görüşlü birçok cana haksız yere kıydınız. Sizi toprak bile kabul etmesin!..
- Üstat Peyami SAFA’nın “MAHŞER” adlı dev eserinin her satırında sanki benden izler var…
- Ayaklar baş olursa kıyamet kopar... Her yerde birkaç tane baş ve sürüyle ayak... Küçümseme değil, çabalayanı yüceltme...
- Hayvani yaratıkların dini, ırkı ve siyasi düşüncesi hiç önemli değil... Ateist veya inançlı, Türk veya Kürt, sağcı veya solcu... Farklı türden çok hayvan görüyorum ve hepsi de farklı kimliklere sahip...
- Umarım ki sadece "ay"lar kaldı!..
- 11 N, 23 K... Yeni tür 5 N, 1 K...
17 Mayıs 2009
Eskilerden 4...ÖZELLEŞTİRMELER HAKKINDA
Kısaca özelleştirmelere değinmek istiyorum. Bir iktisatçı gözüyle olaya değinmek istiyorum. Devletin sosyal yönü elbette olmalıdır, ama bu demek değildir ki KİT'ler yarı kutsal yerlerdir ve muhafaza edilmelidirler. Birincisi, bütün KİT'ler kötü yönetim ve hortumlanma tehlikesi altındadır. Bu acı gerçeği engellemeniz çok kolay bir olay da değildir. İkincisi, devletin otoyol, köprü gibi basit sayılabilecek işlerle ne iş olabilir ki. Tamam, derler ki özel sektörün olamadığı yerde devlet olsun. Sorarım o zaman ki devlet teşvik veremiyor mu? Örneğin, elektronik eşyalar için chip üretiminde yetersiz kalıyorsak bu açığı devlet mi kapatmalı? Hayır, stratejik konularda özel sektöre teşvik verirsiniz ve verimliliğiniz gayet güzel de olur. Devlet asli işlevlerine dönmelidir en kısa sürede. Eğitim, sağlık, etkin yasama ve denetim devletin asli görevleridir. Sosyal devlet olduğunuzu unutmamak da sizin elinde. TOKİ yine dar gelirli ailelere konut yapsın, ama devlet birilerinin çiftliği durumuna gelen KİT'leri de en karlı şekilde özelleştirsin.
Özelleştirmenin yöntemleri konusunda itirazlar gelebilir. Örneğin, kamu bankalarının tamamen yabancılara satılmasına ben de karşıyım, ama bu sorunu da İMKB'de halka arz gibi, nitelikli Türk ortak gibi eylemlerle çözebilirsiniz. Özelleştirmeyi destekliyorum, ama yöntemler konusunda ki itirazları kabul edebilirim. Özellikle finansal piyasaları serbestleştireyim derken dikkatli olmak gerekir. Bankacılık sektörü çok stratejiktir ve bu alanda yerli payı her zaman çoğunluk olmalıdır ve yabancı payı sınırlanmalıdır. Öte yandan, bir köprünün yabancılara satılmasında hiçbir mahzur görmüyorum.
Özelleştirmeyi destekliyorum, ama finansal piyasalarda çoğunluk asla yabancılarda olmamalıdır. Diğer alanlarda yabancıya düşmanlık duyanların yanlış düşündüğünü savunuyorum.
( Y=C+I+G+NX). Milli gelir denklemi yan tarafta. Toplam refahı artırmanız için özel sektörün önemi ortada. İnanmayan bu denklemi sorgulasın.
14/07/2007
Özelleştirmenin yöntemleri konusunda itirazlar gelebilir. Örneğin, kamu bankalarının tamamen yabancılara satılmasına ben de karşıyım, ama bu sorunu da İMKB'de halka arz gibi, nitelikli Türk ortak gibi eylemlerle çözebilirsiniz. Özelleştirmeyi destekliyorum, ama yöntemler konusunda ki itirazları kabul edebilirim. Özellikle finansal piyasaları serbestleştireyim derken dikkatli olmak gerekir. Bankacılık sektörü çok stratejiktir ve bu alanda yerli payı her zaman çoğunluk olmalıdır ve yabancı payı sınırlanmalıdır. Öte yandan, bir köprünün yabancılara satılmasında hiçbir mahzur görmüyorum.
Özelleştirmeyi destekliyorum, ama finansal piyasalarda çoğunluk asla yabancılarda olmamalıdır. Diğer alanlarda yabancıya düşmanlık duyanların yanlış düşündüğünü savunuyorum.
( Y=C+I+G+NX). Milli gelir denklemi yan tarafta. Toplam refahı artırmanız için özel sektörün önemi ortada. İnanmayan bu denklemi sorgulasın.
14/07/2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)