Evlenmeme az kaldı. Çocuktum, ergen oldum, ilk gençlik yıllarını yaşadım, üniversite ve askerlik bitti, işe girdim ve evlenmeme az bir zaman kaldı.
Dönüp arkama baktım bugün. Acısıyla ve tatlısıyla bugünlere geldim. Gün geldi de güldüm, kahkaha attım, haykırdım ve sessizce ağladım. Kısa gibi görünüyor, ama bugüne dek uzun bir hayat yolculuğum oldu.
Hayat yolculuğuma baktım bugün. Gördüm ki vicdanlı, iyi niyetli ve sağduyulu olmaya çabalayan bir adam gördüm. Düştüğüm zamanlar oldu, ama hep mücadele ettim. Hatalarım da oldu elbette, ama vicdanım az çok sızladı hatalarımın neticesinde.
Büyüdüm ve evlenecek bir adam oldum. Kısa şortla Gülpak Sokak'ta dolaştığım, incecik duvarlarda koştuğum, en ince ağaç dallarına tırmandığım ilk çocukluk yılları uzakta kaldı. Ya ilk gençlik yıllarım? Kahramanmaraş ve Kayseri'de geçen ilk gençlik yıllarım... Lisenin en çalışkan öğrencisi... İzmir'de geçen 9 Eylül Üniversiteli yıllarımı da burada hatırlamam gerekli. Büyüdüm ve evlenecek bir adam oldum...
"Büyüdüm ve evlenecek bir adam oldum." demiştim, ama bu ikinci büyümem... Evet, ikinci defa büyüdüğümü hissettim. Tekrardan mı büyümek? Evet, insanı büyüten farklı etkenler vardır. Örnek mi? Evlenmek, baba olmak, ölüm, hastalık... Bundan yaklaşık 18 yıl önce, yıl 1993'te babamı kaybettiğimde büyümüştüm zaten. Küçük bir çocuktum, ama umulmadık bir zamanda evin erkeği rolü bana verilmişti. Babam ölmüştü ve ben çok küçüktüm, ama bir anda büyütüldüm, kocaman adam yapıldım...
Umarım ki tekrardan büyüyeceğim. Baba olduğumda, çocuğumu kucağıma aldığımda üçüncü defa büyümüş olacağım. Baba olmak mı? Elbette tatlı ve huzur verici bir yüktür. Hayırlı evlatlarımız olsun da...
Evlenmeme az kaldı ve hayat yolculuğum geldi aklıma. Acısıyla ve tatlısıyla, eminim ki yaşamayı seviyorum. Rabbim vicdandan, akıldan ve doğruluktan ayırmasın...
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2011
17 Mayıs 2009
Eskilerden 16...ÇOCUKLUĞUMDAN VE BAHÇELİ EVLERDEN HABER VAR MI?
Bir apartmanda yaşarken, birkaç metrelik bir odaya kapanmışken bu satırları yazıyorum. Sağımda, solumda, her yanda beton görerekten bu satırları yazıyorum. Sizlere sormak istiyorum. Çocukluğumdan, o mutlu ve saf yıllardan bir haber var mı? O yıllar çok uzakta kaldılar. Hâlbuki ne güzel, ne yaşanası yıllardı o yıllar. Her şey saftı, her maddenin rengi daha parlaktı, güneş daha güzeldi ve gök mavisi daha bir deli maviydi ve o zamanlar bahçeli evler vardı; bahçesinde türlü türlü ağaçlar, çiçekler olan güzelim evler vardı. O yıllarda hayat bir başka güzeldi. Hele boş zamanlarda oynanan o oyunlar, bahçe bakımını büyüklere bırakmamak için çocukça direnişler vardı ya, o anların tamamı özeldi. Türlü türlü meyve ağaçları vardı o bahçelerde: Erik, ayva, kayısı, ceviz, hurma, yenidünya, üzüm, zeytin, incir, dut ve akla gelmeyen diğerleri. Bahçede bakılan kediler ve sevimli kedi yavruları, bahçede oynanan türlü türlü oyunlar…
Takip eden yıllarda çocuk yüreğimizi yakan “betonlaşma özentisi” ve bahçeli evlerin yok edilişi. Batılı olacaktık ya, o güzelim evler birer birer apartmana dönüşmeye başladı. O güzelim ağaçlar kesildi, oyunlar oynadığımız bahçeler yok edildi ve zevksiz apartmanlara mecbur kılındık. Sadece bahçeli evler yıkılmadı ve aynı zamanda çocukluğumuz, çocukça umutlarımız, o bahçelerden yükselen kahkahalar, ettiğimiz kavgalarda gömüldü tarihin sayfalarına. Mazimiz çalındı ve hatta mazimiz kara topraklara gömüldü. Şimdi özlemle anmamak mümkün mü o cazibeli ve sevinçli yılları?
Yine bizler şanslıydık ki en azından son vagona binebildik ve bahçeli evde yaşamanın mutluluğunu tadabildik. Şimdiki çocuklara acımamak mümkün mü? Güzelim çocuklar apartmanlara mahkûm edildiler ve kendilerine ait bir düş dünyası olmaları engellendi. Nüfus arttı ve bahçeli evler birer canavar misali apartmanlara dönüştüler. Ah, şu zalim betonlaşma hevesi yedi o güzelim bahçeli evleri. Yine yüreğimde aynı arzu, yine bahçeli evde yaşama özlemi… Artık pek mümkün değil bu, çünkü bahçeli evde yaşamak ucuz değil artık. Ben kaybettim o güzelim yıllarımı ve çocukluğumu. Arasam da mümkün değil bulmak...
22.07.2007
Takip eden yıllarda çocuk yüreğimizi yakan “betonlaşma özentisi” ve bahçeli evlerin yok edilişi. Batılı olacaktık ya, o güzelim evler birer birer apartmana dönüşmeye başladı. O güzelim ağaçlar kesildi, oyunlar oynadığımız bahçeler yok edildi ve zevksiz apartmanlara mecbur kılındık. Sadece bahçeli evler yıkılmadı ve aynı zamanda çocukluğumuz, çocukça umutlarımız, o bahçelerden yükselen kahkahalar, ettiğimiz kavgalarda gömüldü tarihin sayfalarına. Mazimiz çalındı ve hatta mazimiz kara topraklara gömüldü. Şimdi özlemle anmamak mümkün mü o cazibeli ve sevinçli yılları?
Yine bizler şanslıydık ki en azından son vagona binebildik ve bahçeli evde yaşamanın mutluluğunu tadabildik. Şimdiki çocuklara acımamak mümkün mü? Güzelim çocuklar apartmanlara mahkûm edildiler ve kendilerine ait bir düş dünyası olmaları engellendi. Nüfus arttı ve bahçeli evler birer canavar misali apartmanlara dönüştüler. Ah, şu zalim betonlaşma hevesi yedi o güzelim bahçeli evleri. Yine yüreğimde aynı arzu, yine bahçeli evde yaşama özlemi… Artık pek mümkün değil bu, çünkü bahçeli evde yaşamak ucuz değil artık. Ben kaybettim o güzelim yıllarımı ve çocukluğumu. Arasam da mümkün değil bulmak...
22.07.2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)