Terörle mücadelede binlerce şehit verdik ve vermeye devam ediyoruz. Can vermek elbette kolay değil. Bu yazıda Mus'ab'ın hikayesini anlatacağım. Gencecik yaşta şehit olan ve canını seve seve bırakan Mus'ab... Mus'ab'ın hikayesi veya Anadolu'nun mazlum gençlerinin hikayesi... Hepsi benzer ve yürek burkucu...
Mus'ab Mekke'nin en zengin kadınının biricik oğludur. Mekkeli gençlerin en iyi giyineni ve en güzel kokuları süreni Mus'ab'tır. Mus'ab Mekke'nin yollarında yürürken genç kızlar evlerinin pencerelerinden mendiller atar. Gençtir, yakışıklıdır ve birçok kızın gönlündedir.
Çok genç yaşta İslam'la tanışır Mus'ab ve kendisini Efendimiz'in hizmetine adar. Ailesi tarafından dışlanır ve fakir düşer. Olsun, umrunda mı? Hayır, milyon defa hayır... Mus'ab ballar balını bulmuştur ve ne yapsın annesinin zenginliğini ve Mekkeli dilberlerin iç yakan bakışlarını... Müslüman olduğu için zulme uğrar, fakir düşer, ailesi tarafından dışlanır, ama Mus'ab ballar balını çoktan bulmuştur. Mus'ab'a düşen hicret, fakirlik ve zulme uğrama olur...
Mus'ab Medine'de bir gün mescide gelir ve üzerinde eski ve kısa bir elbise vardır. Efendimiz'de oradadır ve gözleri dolarak Mus'ab'ın Mekke'deki ihtişamlı günlerinden bahseder. Evet, Mekke'nin en yakışıklı ve en güzel giyinen genci Mus'ab...
Mus'ab hep Efendimizle birliktedir ve savaşta sancakdarlığını yapar. Uhud Savaşı'nda yine Peygamberimiz'in sancakdarlığını üstlenmiştir. Kırılası eller ona doğru kılıç kaldırır, ama nafile... İki kolunu kaybedene kadar sancağı bırakmaz. Savaş bitiminde Efendimiz Mus'ab'ı yanına çağırır ve o kişi "Ben Mus'ab değilim!" der. Anlaşılır ki bir melek Mus'ab'ın yerine geçmiştir. Bunun üzerine, Efendimiz Mus'ab'ın mübarek cesedini aramaya başlar ve parçalanmış, tanınmayacak hale getirilmiş mübarek cesedi bulunur.
Hikayenin devamı daha hüzünlü... Mus'ab için doğru düzgün bir kefen bulunamaz. Mübarek başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalmaktadır. Bunun üzerine ayaklarının üzeri otla örtülüp defnedilir.
Canım Mus'ab, Mekke'nin en yakışıklısı Mus'ab... Umarım ki Uhud Şehitliği'ni ziyaret etmek nasip olur ve kabrinin başında hıçkırabilirim ve umarım ki Mus'ab adlı bir yiğidin yetişmesine vesile olabilirim...
Şehit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ocak 2012
22 Ağustos 2011
ŞEHİTLER ve MÜNAFIKLAR
Şehitler ve münafıklar... İnsanları münafıklıkla itham etmek kolay değil, ama tutamıyorum kendimi... İftiradan Rabbime sığınırım, ama başka ne diyeyim ki... Altan TAN, sana sesleniyorum! Münafık olmadığını ispatlamak senin elinde. Eğer gerçekten inançlı bir insansan, şerli bir terör örgütünün partisinde ne işin var, ruz-i mahşerde nasıl hesap vereceksin? Bu münafıklık değil midir?
Jandarma Binbaşı Yavuz BAŞAYAR... Özel Harekat Tabur Komutanı... Hayatının baharında, kahramanca şehit oldu... Altan TAN, münafık olmadığını ispatlaman gerek!..
Kur'an'da Şehitler:
"Eger Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'in size lütfedecegi magfiret ve rahmet onlarin biriktirdiklerinden daha hayirlidir. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah'in huzurunda toplanacaksiniz." (Ali Imran, 3/157-158)
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayin. Aksine onlar diri olup Rableri katinda riziklandirilmaktadirlar. Allah'in lütfundan kendilerine vermis olduklariyla sevinç içindedirler ve arkalarindan henüz onlara kavusmamis olanlari, kendilerine bir korku olmayacagi ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali Imran, 3/169-170)
Kur'an'da Münafıklar:
"İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır." (Bakara Suresi, 8-10)
"Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar." (Münafikun Suresi, 4)
Jandarma Binbaşı Yavuz BAŞAYAR... Özel Harekat Tabur Komutanı... Hayatının baharında, kahramanca şehit oldu... Altan TAN, münafık olmadığını ispatlaman gerek!..
Kur'an'da Şehitler:
"Eger Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'in size lütfedecegi magfiret ve rahmet onlarin biriktirdiklerinden daha hayirlidir. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah'in huzurunda toplanacaksiniz." (Ali Imran, 3/157-158)
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayin. Aksine onlar diri olup Rableri katinda riziklandirilmaktadirlar. Allah'in lütfundan kendilerine vermis olduklariyla sevinç içindedirler ve arkalarindan henüz onlara kavusmamis olanlari, kendilerine bir korku olmayacagi ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali Imran, 3/169-170)
Kur'an'da Münafıklar:
"İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır." (Bakara Suresi, 8-10)
"Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar." (Münafikun Suresi, 4)
19 Haziran 2009
BAŞLAYACAĞIM BÜROKRATINIZA, ADALETİNİZE, DEVLETİNİZE!..
Doğu Roma ülkesinin adalet düzenine, bürokratlarına, devlet sistemine hakaretler edeceğim az sonra... Doğu Roma ülkesinin gizli örgütleri, polisleri, hafiyeleri peşime düşmesin; çünkü benim dayım da bürokrat!
Başlayacağım sizin adaletinize!
Küçücük çocuklara tecavüz edenleri,
Masum insanları hunharca öldürenleri,
Ana kuzusu, gencecik askerleri şehit edenleri,
Sizin adalet düzeniniz yakalayamıyorsa ve ıslah edemiyorsa,
Başlayacağım sizin adaletinize!
Bak, orda küçücük bir yavru vardı.
Bak, orda aslanlar gibi bir delikanlı vardı, ama hainler tarafından ŞEHİT edildi ve kanı toprağı suladı...
Ey adalet sistemi, Ey Doğu Roma devleti, başlayacağım senin dangalak gururuna!
Orda endişeli bir ana vardı ki yavrusu için yüreği titrerdi.
Orda bir genç vardı ki sahiden çok gençti ve hayalleri vardı.
Orda bir manyak, şerefsiz vardı ve çocuğu vurarak öldürdü.
Orda şerefsizlerin egemen olduğu bürokrasi, devlet, adalet vardı.
Genç öldürüldü ve öldüren ibneye 15 yıl ceza verildi, daha sonra af kanunu çıktı ve şerefsiz katil de dışarıya çıktı.
Genç ölmüştü ya, şimdi sadece kemikleri var ve ruhu yanımızda bile değil.
Anneninse göz yaşları hiç kurumaz.
Başlayacağım sizin elit bürokrasinize, satılık adaletinize, şerefsiz siyasilerinize!
Orda ülkesine hayran nice yiğit vardı.
Orda yüreği pır pır eden, yüreği ağlayan nice civanlar vardı.
Ama suçlandılar, ayıplandılar, küstürüldüler.
Orda elit canavarlar vardı ki hiç doyamazlar.
O canavarlar ki her an kin ve nefret doludurlar.
Doğu Roma o canavarlara aittir.
Devlet, ülke, yönetim, zenginlik o canavarlarındır.
Ey Roma Devleti, başlayacağım senin varlığına...
Başlayacağım sizin adaletinize!
Küçücük çocuklara tecavüz edenleri,
Masum insanları hunharca öldürenleri,
Ana kuzusu, gencecik askerleri şehit edenleri,
Sizin adalet düzeniniz yakalayamıyorsa ve ıslah edemiyorsa,
Başlayacağım sizin adaletinize!
Bak, orda küçücük bir yavru vardı.
Bak, orda aslanlar gibi bir delikanlı vardı, ama hainler tarafından ŞEHİT edildi ve kanı toprağı suladı...
Ey adalet sistemi, Ey Doğu Roma devleti, başlayacağım senin dangalak gururuna!
Orda endişeli bir ana vardı ki yavrusu için yüreği titrerdi.
Orda bir genç vardı ki sahiden çok gençti ve hayalleri vardı.
Orda bir manyak, şerefsiz vardı ve çocuğu vurarak öldürdü.
Orda şerefsizlerin egemen olduğu bürokrasi, devlet, adalet vardı.
Genç öldürüldü ve öldüren ibneye 15 yıl ceza verildi, daha sonra af kanunu çıktı ve şerefsiz katil de dışarıya çıktı.
Genç ölmüştü ya, şimdi sadece kemikleri var ve ruhu yanımızda bile değil.
Anneninse göz yaşları hiç kurumaz.
Başlayacağım sizin elit bürokrasinize, satılık adaletinize, şerefsiz siyasilerinize!
Orda ülkesine hayran nice yiğit vardı.
Orda yüreği pır pır eden, yüreği ağlayan nice civanlar vardı.
Ama suçlandılar, ayıplandılar, küstürüldüler.
Orda elit canavarlar vardı ki hiç doyamazlar.
O canavarlar ki her an kin ve nefret doludurlar.
Doğu Roma o canavarlara aittir.
Devlet, ülke, yönetim, zenginlik o canavarlarındır.
Ey Roma Devleti, başlayacağım senin varlığına...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)