15 Kasım 2011

ANTAKYA MANZARALARI 2

Hatay merkezde yani Antakya'da yağışlı ve soğuk bir hava var. Bu nedenden dolayı fazla resim çekemiyorum. Boş vakitlerimde, otel odasında kalmak zorundayım. Hava soğuk ve rüzgarlı... Eski Hatay evleri bakıma alınmaya başlamış. Gelecek adına güzel bir hadise. İnşallah bütün eski evlere sahip çıkılır. Birkaç tane resmi aşağıya ekliyorum.















DENETÇİNİN OLMAZSA OLMAZLARI

Ver gazı Mustafa'ya, yazsın gerçekleri... Yazmazsam patlayacağım; çünkü bugün kendime gelemedim. Uykusuz değilim, ama garip bir halsizlik... Teolojik boyutuna girmiyorum, ama 'Denetçi/Kontrolör/Müfettiş' kutsal bir kavram ya... Bugün kutsala dokunmak ve biraz da kendimi iğnelemek istiyorum. Git şubeye, otur masaya ve iste dosyaları... Kutsal 'Denetçi/Kontrolör/Müfettiş' neler mi yazar? Aşağıda örnekleri:
- 'Talimat aslı eksiktir.'
- 'Tediye fişinde imza yok.'
- 'Adres teyit belgesi eksiktir.'
- 'Islak imzalı eş muvafakatnamesi eksiktir.'...
İnsanın kafayı yiyesi geliyor. Üniversite mezunu adamlar imza eksikliği ile, talimat aslı noksanlığıyla uğraşıp durur. Tamam, bahsettiğim geyikten örnekler banka için risk noktalarıdır, ama 'The IIA'ya bakarsanız, iç denetçi çok farklı bir adamdır. 'The IIA' mı? Türkiye için TİDE... Her neyse, beklenen iç denetçi nedir? CIA'sı vardır, CAAT konusunda uzmandır, en azından yüksek lisans yapmıştır, yabancı dil sorunu yoktur vb... Efendim, gocunmayalım, ama Türk bankacılık sistemi nitelikli 'Denetçi/Kontrolör/Müfettiş' sıkıntısına bal gibi sahiptir. Örnek mi? En başta bu adam... Yazık, ama bal gibi de gerçek bundan ibaret... Bu konuyu burada bıraksam iyi olacak, yoksa biz 'üstat'ların foyası açığa çıkacak...

'Denetçi/Kontrolör/Müfettiş' ne mi yapar? Bol bol gezer. Yaklaşık 4 yıllık bir bankacıyım ve göçmen kuş gibiyim. Bu mesleğe yeni başlayacak çömezler, bu yazıyı iyi takip edin! Gittiniz yabancı bir şehre, kimseyi tanımıyorsunuz ve otele yerleştiniz. Buraya kadar normal, ama belli bir süreden sonra fıttırmamanız için pek bir sebep yok. Yabancı bir şehirde, turnede nelere mi ihtiyaç duyacaksınız? Aşağıda:
1- İyisinden su ısıtıcısı... Aldığınız harcırahı çay ve kahveye vermek istemiyorsanız, sakın ha dalga geçmeyin. Otelde, akşam çay, kahve veya ada çayı içmeden nasıl duracağınızı sanıyorsunuz? İyisinden bir su ısıtıcısı mutlaka bavulunuzda olmalı. Benim su ısıtıcısının resmi aşağıda bulunmakta.



2- Fincan, çay kaşığı ve küp şeker
3- Kahve, poşet çay ve diğer poşet bitki çayları
4- Kişisel bilgisayar... Kurum bilgisayarı (laptop) hiçbir işe yaramaz; çünkü saçma sapan güvenlik yazılımlarıyla doldurulmuştur. Kurum bilgisayarında ne film seyredebilisiniz, ne de internet kullanabilirsiniz. O güvenlik yazılımları var ya... Tarihle, sanatla vb ilgili web sitelerini bile 'adult category' sanıp açmaz.
5- Şemsiye... Kaldğınız otel ve şube arası mesafe fazlaysa, her zaman şube müdürünün sizi otele bırakacağını mı sanıyorsunuz?
6- Taşınabilir hard disk... Muhahhak sevdiğiniz dizileri, filmleri, resimleri vb yanınızda taşımalısınız.
7- Yeşil tükenmez kalem:) Şaka... İhtiyaç durumunda kullanılabilir, ama hasta ruhlu olduğunuzu düşündürecek kadar kullanmayın.
8- En önemli şey: 'ÜSTAT'... Yanınızda muhakkak 1 adet ÜSTAT bulundurun:) Canınız fırça yemek isteyebilir veya hangi yemeği yiyeceğinize karar veremezsiniz vb... Böyle durumlarda 'ÜSTAT' her derde devadır:)
9- Digital fotograf makinesi... Muhakkak yanınızda bulundurun.
10- Masa lambası... Bütün otel odaları loştur ve insanın uykusunu getirir. Muhakkak bavulunuzda masa lambası taşıyın.
11- Bir çift terlik... Otellerin beyaz, kumaştan yapılan ve ıslandığı vakit ayaklarınıza sakız gibi yapışan terliklerine muhtaç mı olmak istiyorsunuz?

Yarı şaka, yarı ciddi... Bu yazı daha devam eder, ama ölçüyü kaçırmamak gerek. Kutsal banka denetçileri, kontrolörleri veya müfettişleri hep yollarda, turnelerde... Vesselam.

10 Kasım 2011

KCK, KURBAN BAYRAMI VE 10 KASIM

KCK ile başlayalım. Sadece KCK ile devam etmeyeceğim. KCK'nın ne olduğu belli, ama onu mazur gören, devleti suçlayıp duran liberallerle gönül bağım, arkadaşlığım ve dostluğum bütünüyle kopmuştur. Liberal olmak terör yalakalığını mı mazur gösterecekmiş, şaşarım. Adamlar paralel devlet kuruyor, silah zoruyla yapmadıklarını bırakmıyor, ama liberallere göre onlar her zaman masum. Liberallerden nefret etmeye mi başladım?.. Ben mi? Kesin sınırlar belirtmemek şartıyla, muhafazakar demokrat ve(ya) muhafazakar milliyetçi... Gurur duyarım ki KCK/PKK çizgisini mazur gören liberallerden değilim ve asla olmak istemiyorum.

Kurban bayramı da geride kaldı. "Ah nerede o eski bayramlar:(" muhabbeti yapacak değilim. Bayramla ilgili sinir olduğum 3 şeye değinmek istiyorum:
1- Eski bayramları zırt pırt anıp günümüzden, günümüz insanından şikayet eden insanlara sinir oluyorum. Elbette her geçen gün bugünden daha güzeldir, ama insanın ve hayatın kaderi bu... Hayat akıp geçecek elbette.
2- Kurban kesmek elbette dini görevimiz, ama bazı konularda boş konuşuyoruz. Efendim, kesilen hayvanın hiç canı yanmazmış ve boğazlanmak hayvan için gurur kaynağıymış da... Efendi, bıçağın altına sen mi girdin ki boş beleş konuşup duruyorsun. Kurban kesmenin elbette maddi ve manevi faziletleri vardır, ama ibadetlere mantık boyutundan bakmanın da sınırı olmalı. Din sadece mantık değildir ve hayatta her şeyi mantıkla açıklamaya çalışmak abesle iştigal etmektir.
3- Kurban derisini nereye vermem konusunda bana yol göstermeye çalışan insanlara sinir oluyorum. Kurban derisini ne Türk Hava Kurumu'na, ne Kızılay'a ve ne de başka bir yere vermek zorunda değilim. Karışmayın, aklım başında ve işleyeceğim günahın veya sevabın sorumluluğu bana aittir.



Atatürk'e ve silah arkadaşlarına Allah'tan rahmet diliyorum. Bugün işe geç kalıyordum, çünkü Kemalist zihniyet yolumu kesti. Mustafa Kemal sadece Kemalist zihniyetçilerin Atatürk'ü ya... Ana cadde trafiğe kapatılmış. Saçma sapan bir yerde dolmuştan indim. Hızla işe doğru yürümeye başladım. Kulaklarımı tırmalayan bir siren sesi çalmaya başladı. Aman Allah'ım, bütün insanlar ve trafik bir anda duruverdi. Dursan bir türlü, durmasan bir türlü... Bir dakika boyunca süren dangalakça bir siren sesi... Kemalist zihniyet, Mustafa Kemal'i dangalakça bir siren sesi olmadan anamıyor muyuz? Saçmalık, saçmalık, saçmalık... Ulu önder dersiniz, ama günahları için dua mı edersiniz, onun hayrına bir fakiri mi doyurursunuz... Siren sesiyle ölü gibi duran, ama rakı masasında en işveli şarkılarla kendinden geçen yüce insanlar, bu ülke siz olmasanız ne yapardı? Atatürk'ü adam gibi anmayı öğrendiğiniz zaman, taassuptan kurtulduğunuz zaman, emin olun ki Atatürk'ün ruhu daha iyi hissedecektir.

Başlıkla ilgisi yok, ama güzel ülkemden bir haber: "Pitbull kahvehaneye daldı! KOCAELİ`nin Darıca İlçesi`nde kovaladığı çocukla birlikte kahveye dalan pitbull cinsi köpek, bir kişiyi testislerinden, bir kişiyi de kol ve ayaklarından ısırarak yaraladı...". Zavallı hayvan öldürülmüş. Hayvavın öldürülmesi gerçekten üzücü, ama bir köpeğin bir kahveyi basması güzel ülkemde olabilecek garip olaylardan birisi. Hayvanın ölmesi üzücü, ama kahkahayla gülmekten kendimi alamadım.

Bayramla ilgili son bir nokta: Dedeniz ve(ya) babanız hayattaysa, hemen gidip ellerini öpün. Bayram namazına birlikte gidebileceğiniz bir dede, bir baba çok ama çok önemliymiş. Dedelerimin ve(ya) babamın hayatta olmasını bu bayram o kadar çok istedim ki... Vesselam.